01 10 2012

İyi İnsanlar İyi Atlara Binip Gitti..

İyi İnsanlar İyi Atlara Binip Gitti.. |  görsel 1

 

 

Ne kervan kaldı ne at, hepsi silinip gitti, İyi İnsanlar iyi atlara binip gitti. 
Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in “Aynada ki Yalan” isimli romanının başkahramanı Naci’nin arayış içerisinde olduğu bir dönemde kendisine “Senin anlayacağın iyi insanlar iyi atlara binip gitti” cevabı verilir ve şöyle bir hikâye anlatılır: “Bir gün cins at meraklısı bir adam, cins atlarıyla meşhur bir yere gidiyor. Tanıdıklarından kimi sorsa “Öldü!” cevabını alıyor. Ya şu ağa, ya bu ağa..? Göçtü..! Ya filan atın soyu, ya filan kısrağın dölü..? Kurudu…! Sonunda at meraklısına şu karşılığı veriyorlar: “Senin anlayacağın iyi insanlar iyi atlara binip gitti?

Üstad ne güzel söylemiş. İyi insanlar,bıraktıkları güzel isimleri ile bir bir hayata veda edip gidiyor. Tıpkı yıllar öncesinde ansızın hiç hesapsız kitapsız hayatıma girmesiyle bana çok değerli bir dost, hiç tanımadığım erkek kardeş duygusunu tattıran güzel insanın, arkasında dünya güzeli iki evlat, gözü yaşlı bir eş, yüreği yanık yaşlı bir ana, kardeş ve çok fazla sevenini üzüntüde bırakarak aniden aramızdan ayrılması gibi. Benim ve çok sayıda seveni için yeri doldurulamayan bir dost, bir kardeş,bana İslam dinini öğreten değerli bir öğretmen olmuştur, Yaşar Hocam. Ona Allah’tan rahmet diliyorum, mekanı cennet olsun… 

Her ne kadar gündemde tutmak istemesek de, ölüm hayatımızın bir parçası. Bizler onu unutsak da, o bizleri hiç unutmuyor; vakti gelince kapımızı çalıyor. Ölümden korkmak veya korkulacak bir şey gibi göstermek içimizde ki iman eksikliğinin bir gereği olsa gerek..İnsanca ve islamca bir hayat sürmek ölümün korkulacak bir gerçek olmadığını anlamamızı gerekli kılar.. 
Üstad Necip Fazıl’ın dediği gibi; 
"Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?" 
Peygamberimiz (s.a.v) öldüğüne göre güzel bir şeydir. O dostu dosta kavuşturan bir köprüdür. İnsanlar ölüm ve ölüm sonrası hayatın mahiyetini bilmediği için hayatın bu dönüm noktasını soğuk ve itici buluyor. 
Cahit Sıtkı Tarancı "yaş otuz beş" şiirinde; 
…Neylersin ölüm herkesin başında. 
Uyudun uyanamadın olacak. 
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında? 
Bir namazlık saltanatın olacak, 
Taht misali o musalla taşında. 
Dizeleri ile ne güzel ifade etmiş ölümün zamanı belli olmayan bir anda hepimizin başına gelebileceğini, korkulacak bir şey olmadığını... 
Ondan kaçamayız o bizi mutlaka gelir bulur. Yüce Allah “her nefis ölümü tadacaktır.”(Al-i İmran 3/185) buyurarak yaratılan her canlının öleceğini açıkça bildirmektedir. 
Öyleyse kaçmak yerine yapılacak en akıllıca iş onu beklemek, giderken götüreceklerimizin hazırlığını yapmak olmalı. 
Yaşadığımız şu hayatın keşmekeş süsüne yalanlarına  kendimizi öylesine kaptırıyoruz ki, hiç ölmeyecek gibi kırıp dökmekten, ezip geçmekten çekinmiyoruz.Ta ki, aniden gelen bir ölüm haberi ile sarsılarak kendimize geliyoruz. Haber tam yüreğimizin bam teline bası veriyor.İşte o zaman anlıyoruz , kaygılarımızın, endişelerimizin gereksiz, her şeyimizle bağlandığımız bu dünyanın yalan , değişmez gerçeğin ise ölüm olduğunu… Bu gerçeği fark ettiren elbette ölüm. Bu durum bizim için  bir nimet olsa gerek. Kendimizi ölüme hazırlamamız adına, bütün gayretimizin insanlığın kurtuluşu , barış, refah, kardeşlik adına çalışmamız ,dünya hayatımızı bu anlamda şekillendirmemiz adına, gidenin bir daha geri dönmeyeceğini anlamamız adına sevdiklerimizi kırmamanın, üzmemenin, onları sağlığında ihmal etmememiz olduğunu anlamamız adına bir uyarı..Biliyoruz ki giden bir daha geri dönmüyor. Tıpkı Yahya Kemal Beyatlı’nın "Sessiz Gemi" şiirinde; 
…Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; 
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler. 
 Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden. 
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden 
Dizeleri ile  ifade ettiği gibi.. 

Sevdiklerinize zaman ayırın, onların kıymetini sağlığında bilin,aksi halde ölüm sizden önce davranıp onu sizden ayırır… 

HANİFE MERT

 

45
0
0
Yorum Yaz